O Ahenk –Bütünlükte

Merhaba Sevgili Okurlar ,

Bugün ilhamın kapımı çaldığı o nadir ve kıymetli anlardan birindeyim. Bu anları seviyorum; sık gelmiyorlar ama geldiklerinde de tüm benliğimle yakalamak, korumak istiyorum. Bu defa sizlerle paylaşmak istediğim çok şey var. Gelin, birlikte konuşalım.

Önce bu ilhamın doğduğu ana gideyim… Kelimeler zihnimde nasıl dizildi? Evet, tam olarak kaslarım yanarken — haha. Düzenli egzersiz yapan, pilates ve fitness’ı hayatının parçası hâline getirmiş biri olarak, bu sabahki rutinim bana beklenmedik bir aydınlanma getirdi. Ve ben, bunu sizinle paylaşmayı seçtim.

Her zaman olduğu gibi, yine bütüncül yaklaşımımla anlatacağım.
Çünkü bazen, hatta çoğu kez, acı ve zorluk bir gelişme sürecidir; iyi hissetmek için gerekli olan eğitimin ta kendisidir.

Bedenimizi geliştirmek, ona iyi bakmak hepimizin arzusu. Sporla, yürüyüşle, koşuyla, yüzmeyle… Herkesin kendine özgü bir yolu var. Ve bu yolları gerçekten yürüyenler bilir: Kolay değildir. Ama bir o kadar da zevk verir. Kasların yanmaya başladığı o an, terin bedeninizden süzüldüğü o saniye… İşte haz tam orada belirir.

Nasıl ki bedenimizi eğitiyor, geliştiriyor, aktif tutuyoruz; aynı şekilde kalbimizi, ruhumuzu ve zihnimizi de aktif tutmalıyız. Yaşadığımız deneyimleri bir kabusa çevirmek yerine, onların bizi büyütmek için gönderildiğini bilmeliyiz. Hayat bazen bizi eğitir, bazen sınar, bazen de yeni bir versiyonumuza doğru çekiştirir.

Hüzün mesela…
Kalbi en derin hâliyle eğiten duygulardan biridir. Ondan korkmamalıyız. Bırakın kalp hissetsin, deneyimlesin. Çünkü mutluluğun ne olduğunu, güzelliğin değerini hüzün olmadan nasıl anlayabilirsiniz ki?

Ve ruhumuz…
Ruhun da aktif kalması gerekir. Onu eğitmenin birçok yolu vardır. Kimisi meditasyonla, kimisi ibadetle, kimisi sessiz bir köşeye çekilip kendi iç sesiyle konuşarak… Ama mutlaka yapmalıyız. O dinginliği ruhumuza vermeli, bazen yalnız kalarak kendimizi resetlemeli ve içsel sesimizi dinlemeliyiz onu beslemenin yollarini bulmalıyız.

Ruh sağlığını yitirmiş bir insanı düşünün… Eğitilmiş bir bedenin ne anlamı kalır?
Ya da kalbi ketumlaşmış bir beden… Ne kadar haz verebilir, ne kadar uzun sürer o haz?
Kalbi hissetmeyen bir beden gerçekten yaşayabilir mi?

Zihnimiz…
Zihin de bu bütünlüğün sessiz ama çok önemli bir parçasıdır.
Yeni bir şeyler öğrenerek, çalışarak, merak ederek ve kendimizi geliştirerek zihnimizi aktif tutmalıyız. Zihin durağan kaldığında yalnızca tembelleşmez; insanın iç dünyası da solmaya başlar. Oysa yeni bir bilgi, yeni bir uğraş, taze bir merak zihni yeniden canlandırır. Zihin ne kadar beslenirse, hayat da o kadar genişler.

Güzel okurlarım, söylemek istediğim özetle şu:
Bütüncül kalmaya gayret edelim.
Çünkü huzurumuz ve sağlığımız tam da bu bütünlükte saklı.
Sadece bedenimize bakmak yetmez, sadece ruhumuzu dinlemek de…
Biz hepsiyiz. Bedenimiz, kalbimiz, zihnimiz, ruhumuz. Ve bu birleşim, insan olmanın en mucizevi, en mükemmel hali.

Öyleyse;
Gelin hep birlikte kendimizi beslemeye devam edelim.
Ruhumuz için okuyup dinleyelim,
kalbimiz için sevip sevilelim,
zihnimiz için öğrenip çalışalım,
bedenimiz için yiyip içelim ve gelişelim.

Çünkü kendimizi bir bütün olarak beslemek, büyütmek ve geliştirmek, yaşamın en gizemli hazzıdır.

Share the Post:

Related Posts

Haydi, İzin Verelim

Yaşamda mutlu olmak… Bu, belki de hepimizin en temel isteği.“Ne kadar mutluyuz?” sorusu hepimizin merakı, derdi, tasası. Peki, güzel insanlar,

Read More

Kalbinin Gözünü Aç

İnsanlar seni kandırdıysa ve çok yanlışlıklar görüp kandırılıp yanıldıysan, herkesi de öyle sanmaya başlarsın. Ve bu senin için çok üzücü,

Read More

Join Our Newsletter

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top